• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/badilliasireti
  • https://plus.google.com/u/0/107447275380019069089/posts
  • https://twitter.com/badilli_asireti
Takvim
Saat

Bölge Aşiretleri

KARAGEÇİ AŞİRETİ

Siverek'in güneydoğusunda ''Karakeçi(Mızar) ve çevresinde'' halen yaşamakta olan ve yaklaşık yüz kadar köyü olan ve yedi-sekiz kola ayrılan Karageçi aşireti, (Evet Karakeçili değil, Karageçi aşireti) hal ve vaziyetleri itibariyle Türklükten ve Türk dilinden o kadar uzaktırlar ki, yani Türkçeyi telaffuzda o kadar kabadırlar ki, Urfa’nın ve kazalarının etrafında yaşayan mevcut bütün Kürd aşiretlerinden çok daha farklıdırlar. Şu Karageçi aşiretinin "Mirek"leri, yani beyleri veya reisleri Bingöl’ün Zazalarındandır.

Ama Karacadağ eteklerinde eskiden yaşamış aslen Türk "Karakeçili" aşireti ise, hemen hemen hepsi Kırşehir tarafına göç etmişlerdir. Halen Karacadağ’da yaşayan ve "Türkan" (Türkler) ismiyle anılan ve Türk olarak bulunan sadece iki-üç köy vardır. Başkada yoktur.

Yine dönelim mevzu’u bahis Karageçi aşiretine. Bu aşiretin beyleriyle Badıllı aşiretinin beyleri, dayılık ve yeğenlik noktasından birbirine akrabadır. Yani birbirini çok yakından tanırlar.

 Şu Karageçi aşiretine bu ismin verilmesine sebep, bu aşiretçe ve nesilden nesile gelip devam eden çok meşhur olan tarihi bir hadisedir. Şöyleki: Osmanlı padişahlarından Sultan Murat, Bağdad’ı ilhak etmek üzere sefere çıkmış, ordusuyla Karageçileri çok olan bu aşiretin bulunduğu araziye konaklamışlardır. Aşiret ise, Sultan Murad’ın ordusunu yemeye davet etmişler ve bunun için yüzlerce keçi kesmişlerdir. Bu arada Sultan Murad’ın bir oğlu hastalanmış, yürüyecek takati kalmamış. Sultan bu oğlunu aşirete teslim etmiş gitmiştir. Sonra bu şehzade bu aşiret içinde kalmış ve evlenmiştir. Çocukları olmuş ve çoğalmışlardır. Bugün halen mezkur aşiretin bu koluna “Torüni”ler denmektedir. Dil-Tarih Kurumunun söylediği safsatadan başka bir şey değildir.

Başlıca kabileleri:cerabi,baleki,amini,şeyhki.Bilinen ilk reisleri Dırığı Beydir.

Kayanak:Abduladir Badıllı (Risalehaber.com)

http://www.risalehaber.com/said-nursinin-soy-agaci-fazla-desilmemeli-166000h.htm


DÖGERLİ AŞİRETİ

Urfanın Kabahaydar ve Çamlıdere Nahyeleri çevresinde yaşarlar.Bilecik,Kütahya,Dazkırı,Bolvadin,Emirdağ bölgelerindede bu isimde yerler vardır.Türkmen olan bu aşiret Selçuklular Döneminden beri urfa bölgesinde oldukları görülmektedir.


MERSAVİ AŞİRETİ

19 Mayıs üniversitesi,tarih bölümü arşivlerinde''Aşiretler ve Osmanlı-Türkiye Kimliği'' isimli eserde, bu aşiretin Kanuni döneminde Horosandan Urfanın Bozova ilçesinin Yoğunburç Köyü civarına yerleştirildikleri kaytedilir.


BESKİ AŞİRETİ

Bozova sınırları içinde yaşarlar,beziki Halfeti ve Bozova ilçesini kaplayan bölgenin ismidir.Bunlar İranın Tebriz bölgesinden bilinmeyen bir nedenle Anadolunun Kığı,Erciş,Adilcevaz,Eleşkirt bölgesine yerleşmişlerdir.İki kısma ayrılırlar: Halid Begi - Şeker Begi. 


MİLLİ AŞİRETİ
Urfa bölgesi aşiretlerindendir.fakat bügün bu aşiretin Geneli Suriye tarafındadır.Mardin ve Viranşehir bölgesinde yaşamışlardır.En meşhur Reisleri ibrahim Paşadır.


BEN-İ İCİL AŞİRETİ

Haran bölgesinde yaşayan büyük bir aşirettir.  İcil aşireti Beni Yusuf aşiretinin bir kabilesi iken aşiret statüsüne kavuşmuştur. Suriye ve Türkiye’de dağınık şekilde yaşamaktadır. Tarihçiler arasında bu aşiretin mensup olduğu abr hakkında bir birliktelik yoktur. Tarihçi Zebidi’ye göre İcil aşireti Beni Velid’e bağlıdır. Beni Velid ise Zerkani asıllıdır. Zerkan Bin Velid Bin Muaviye El Yemen’i olarak tanınır.(246) Tarihçi Kalkaşandi ise İcil aşiretini Beni Kaab‘a bağlamaktadır.Kalkaşandi’ye göre İcil: Kaab Bin Kays Bin Saad Bin Malik Bin Naxi Bin Kahlan El Kahtani El Yemen’idir.(247) İbni Manzur, Lisanul Arab isimli eserinde aynı fikri savunur. (248)  Keza Firuzadabi de aynı fikirdedir.(249)                Bütün bu bilgilere bakılırsa Beni İcil aşiretinin Yemen asıllı ve Kahtani grubundan olduğu ortaya çıkar. Günümüzde bu aşiret Suriye’de ve Türkiye’de Harran, Akçakale civarında 1000 yıla yakındır yaşamaktadırlar. Tamamı hala Arapça konuşmaktadır. Tarihte İcliyun ismi ile isimlendirilen birden fazla aşiret mevcuttur. Urfa bölgesindeki İcil aşireti uzun süre Kays (Ceys) aşiretinin federasyonu içinde yerini almıştır. Bilindiği üzere Araplar kendi aralarında 4 ana gruba ayrılmaktadırlar. Bunlardan birincisi Adnani gurubudur. Bunlara Arabî Mustarabe denilir. (Sonradan Araplaşmış Araplar) Bu gruba Kureyş dâhildir. İkinci grup Kahtanilerdir. Bu gurup Asil Arap sayılmaktadır. Üçüncü ve dördüncü gurupların nesli devam etmemiştir. Günümüzde Kahtani grubun liderliğini Yemen ve Libya yapmaktadır Adnani grubun liderliğini ise Arabistan ve Mısır yapmaktadır. (Geniş bilgi İçin Dr. Ömer Rıza Kehale’nin Mu’camu Kabaili Arap İsimli eserine bakınız ) KAYNAK : http://asiretler.com/Yazilar.asp?goster=dos&id=8


DREJAN AŞİRETİ : Malatya ili civarında yaşayan bir aşirettir. Bu aşiretlerle ilgili tarihi kitaplarda pek bir bilgiye rastlamak mümkün değildir. Aşiretin tarihte Reşi aşiretine bağlı bir kabile olarak hayatını sürdürdüğü tahmin edilmektedir. Belirli bir zozan sahası bulunmamaktadır. Şanlıurfa, Antep, Adıyaman, Malatya ve Sivas illerine dağılmış vaziyette hayatlarını sürdürmektedirler. Göçebe olan bu aşiret genelinde Yama Dağları’nda Malatya’nın Hekimhan, Sivas’ın Divrigi ilçelerinin sınırları içindeki yaylalara yerleşirler. Kışın daha sıcak olan Malatya’nın Yazıhan, Arguvan ovalarına inerler. Nüfuslarının 500,000 kadar olduğu tahmin edilmektedir. Günümüzde Direjan 89 köy ve mezradan oluşmuştur.
HAYDARAN AŞİRETİ : İran’daki kısmı Mılan ile Celali aşiretine komşu olarak yaşamaktadır. Asıl vatanları Van ve Malazgirt civarıdır. Büyük ve geniş nüfuslu bir aşirettir. Bu aşiret son yüzyılda Kör Hüseyin Paşa ismi ile meşhur olmuştur. Hamidiye Alaylarının kuruluşunda bu aşirete 7 alay kurması için yetki verilmiştir.
HALİDİ AŞİRETİ : Aşiretler arasında Hz. Halid Bin Velid soyundan geldikleri belirtilen birçok aile ve kabile bulunmaktadır. Bunlardan en önemli aşiret tarihte Aziziye beyleri olarak bilinen Bedirhanilerdir. İkincisi ise Cizre beyleri, üçüncüsü Gurguli aşireti ve beyleridir. Bunun haricinde dağınık şekilde tüm Anadolu’ya dağılmış Halit Bin Velid soyundan olduklarını söyleyen onlarca aile mevcuttur. Bilindiği üzere Halid Bin Velid 
  1. Allah’ın Resulu Muhammed Ahmet Mustafa (S:A:V) döneminde bir sahabi ve askeri kumandan idi. Allah’ın Resulu döneminde Müslüman olduktan sonra bütün savaşlara bilfiil katıldı. Arapların Cezire diye isimlendirdiği Mezopotamya, Doğu Anadolu ve Azerbaycan ile İran’ın fetihlerinde ya bizzat kumandan veya asker olarak her zaman Velidoğlu Halid var idi. Yıllarca savaş ve cihad işi ile uğraşan Halid’in evlenip çocuk sahibi olması gayet güçtü. Bu nedenle Halid’in çocuklarının kimler olduğu hakkında çok karmaşık bir malumat bulmaktayız. Ancak memleketimizde,  yüzlerce aile ve aşiret kendilerinin bu zatın soyundan olduğunu kabul etmektedirler. bütün bu ailelerin bir yalan veya yanlış bilgi üzerinde birleştiklerini kabul etmek haksızlık olur sanırım. Amma tarihçiler Halid (R.A) üzerinde iki kısma ayrılırlar. Birinci kısmı Halit Bin Velid’in çocukları yoktu. Zira kendisi sağ iken hepsi vefat etmişti. Onlardanda herhangi bir torunu olmadı. İddiasında bulunurlar. Buların başını çeken tarihçi ise El İsabe isimli eserin sahibi İbni Hacer El Askalani’dir. Bu zat kitabında Halit Bin Velid’i anlatırken şöyle demektedir. ‘’Halit Şam toprağında Humus’ta vefat etti… Zübeyrin oğlu Ebubekir dedi ki: Halid’in ölümüyle beraber nesli de kesildi. Kendisinden sonra malına mirasçı olarak hiç kimse kalmadı. Medine’de Seleme’nin oğlu Eyyüb kendisine mirasçı olarak kabul edildi. Cezerinin bu bilgilerine dayanarak birçok kişi Halid bin velid’in ölümünden sonra neslinin sona erdiğini kabul ederek, Halid’in neslindeniz diyen kişi ve aşiretlere başka babalar bulmaya çalışsınlar demektedirler. Hatta bu işi daha da ilerleterek tarihte Doğu Anadolu’da “Haldi” diye bir kavmin yaşadığını ve Halidililerin bu kavimden olduklarını, fakat Müslüman olunca kendilerine bir nesep bulduklarını, isim benzerliğinden yola çıkarak kendilerini Halit Bin Velid’in soyundan olduklarını söylemişlerdir, diye iddia ederler. Fakat İbni Asakir kitabında Halid Bin Velid’in Abdurrahman isminde bir oğlunun bulunduğunu ve Halid’ in neslinin bu zattan türediğini söylemektedir. (152) İbni Asakir şöyle demektedir.’’ Halid Bin Velid’in oğlu Abdurrahman peygamberimizi gördü. Ve yermuk savaşına babası Halid’le beraber katıldı. Annesi Esma Binti Esed Bin mudrik idi. Yermuk savaşından sonra babası Halid’le Humus şehrinde kaldı. Aynen babası gibi kahraman ve korkusuz biri idi. Siffin Savaşı’nda Hz Muaviye’nin (R.A) bayrağını o taşıyordu. Muaviye onu Anadolu içlerine sefere gönderir, bazen kendisi de beraber giderdi. İbni Veheb Übeyd bin Yu’la’nın dilinden o da babası Eyyüp’ten aktararak, Eyüp dedi ki: Halid’in oğlu Abdurrahman ile Anadolu içlerine bir gazveye çıkmıştık. Dört Bizans esir yakaladık. Abdurrahman mızrak saplamak sureti ile dördünü de öldürmek istedi. O sırada kendisine dönerek dedim ki Allahın resulü bizi bir tavuk olsa bile bu şekil de mızrak saplamak suretiyle öldürmekten men etti. Bunu duyan Abdurrahman bunların boyunlarını vurdu. Yine yukarıda bahsi geçen tarihçi Cizreli tarihçi İbni Esir der ki : ‘’ Halife. Ebu Übeyid, Yakup Bin Süfyan ve daha birçoğu rivayet ettiler, Halidin oğlu Abdurrahman Hicri 64 yılında Humus’ta Nasranî İbni Asal tarafından zehir içirilerek öldürüldü. Abdurrahmanı Şam milleti sever ve sayardı. Onların yanında çok kıymetli idi. Tıpkı babası kadar kadr’u kıymete sahip olmuştu. Muaviye bu durumdan korkmaya başladı. Bunun üzerine Nasranî İbni Asal’a Abdurrahman’ı öldürmesi emri verdi. İbni Asal da Abdurrahman’a zehir içirerek öldürdü(153)  
  2. Yine İbni Esir’e göre Abdurrahman’ın oğlu Halid bir gün Urve ibni Zubeyr’in yanında oturmuştu. Urve, Halid’e dönerek; “Babanı öldüren İbni Asal’ı ne yaptın?” diye sordu. Halit Bunu duyunca canı sıkıldı. Doğruca Humus a geldi. İbni Asal’ı bularak öldürdü. Sonra cenazesini alarak Muvaviye’nin yanına gitti. Muaviye onu yakalayıp bir gün süre ile habsetti. Fakat daha sonra İbni Asal’ın mirasçılarına kan bedelini ödeyerek Halid’i serbest bıraktı. Halid tekrar Medine’ye döndü. Yine Urve’nin yanına gitti. Urve tekrar, “Ne yaptın İbni Asal’ı?” dedi. Halid, onu öldürdüğünü söyledi ve Urve’ye döndü. “Sen Cermuz‘u ne yaptın onu söyle?” Cermuz, Urve’nin babası Zübeyr’i öldürmüştü. Urve bu soru karşısında susarak sesini çıkaramadı. İbni Esir’in kalabalık bir topluluktan aktardığı bu ve benzeri bilgilerden Halid isminde Halid Bin Velid’in bir torununda olduğunu öğrenmekteyiz. Yani; Halid Bin Abdurrahman Bin Halid Bin Velid Bin Muğire Bin Abdullah Bin Amr Bin Mahzum’i Kureyşi. İşte Halid Bin Velid’in soyu bu zattan ve diğer kardeşleri Muhacir ile Velid’den devam etmiştir.  
  3. Muhacir, Abdurrahman’ın ana baba bir kardeşidir. Sıffin Savaşı’nda Hz Ali (R.A)’yı desteklemiş ve aynı savaşta şehit olmuştur. (Bakınız. İbni Hazm, Camharatu Ansabi Arab) 
  4. Velid Hz. Halid’in üçüncü oğludur. Bu zatın henüz sağken evlatlarının kırkı geçtiği söylenir. Günümüzde İslam âleminin birçok yerinde bu zatların evlatlarına rastlamaktayız. Halidi ailesine mensup tarihten günümüze yüzlerce ulema, müderris, şeyh ve emirlik yapmış insan bilinmektedir. Üstelik Araplar gibi neseb ve soy kütüğüne önem veren, yüzlerce yıldır bu geleneği devam ettiren bir kavmin içinde yaşayan ve kendilerini Halid Bin Velid’in soyundan kabul eden bu kişilere herkes hürmet göstermiştir. Dolayısıyla Halid Bin Velid’in neslinin tükendiği ile ilgili El İsabe isimli eserde geçen rivayet sahih ve doğru değildir. Halid Bin Velid’in neslinden gelip İslam âleminde meşhur olmuş bazı zevat şunlardır. 
  5. 1- Abdulvehhab Bin Humeydan Bin Turki. Hicri 13. asır âlim yazarlarından biridir. Soy kütüğü şöyledir. Abdulvehab, Muhammed, Humeyd, Turki, Hümeyd, Turki, Ali, Mani, Negamiş, Halidi Nuseba Anazi Beldesinde otururdu. Neslinden büyük bir kabile peyda oldu. Büyük bir âlimdi. 
  6.             2- Şeyh İclan Bin Mâni’i Bin Suleym El Haydari: Hicri 12. asır âlimlerindendir.
  7.             3– Muhammed Bin Abdullah Bin Muhammed Bin Mânii Bin Halid Bin Abdurrahman bin Halid Bin Velid. Necd bölgesi emiri  (komutan vali) 
  8.           4 – Muhammed Bin Abdurrahman Bin Halid Bin Velid. Halidilerin nesli en çok olan zatıdır, Abdurrahman’ın oğludur. 
  9.             5-  Muhammed Bin Abdulmelik El Halidi, devrinin meşhur âlimlerindendir. Ömür boyunca müderrislik yapmış Akra’da vefat etmiştir. 
  10.             6- Musafir Bin İbrahim Bin Muhammed Bin İbrahim Bin Muhammed Bin Hasan Bin Muahammed Bin Ahmet Bin Abdullah Bin Muhammed Bin Munii Bin Halid Bin Abdurrahman Bin Halid Bin Velid Bin Muğire. Şafii meshebi ulemalarındandır. Buhari Müsned gibi kitapların tümünü ezbere bilirdi. 
  11.             7- Yasin Halidi, Kudüs meliklerindendir. Bu aile 1863’ten 1913’e kadar Kudüs’te meliklik yapmışlardır. Toplam beylik yapanların sayısı 13’tür. 
  12.             8- Mehmet Zahid Koktu İstanbul’da meşhur Nakşibendî Şeyhidir. Halid Bin Veldin soyundandır. (Allah sırrını kutlu etsin) Abbas Azavi Halidilerin Irak’ta çok geniş bir aile olduklarını söyler. Sebuki, Abdulgafur, Semani, Bukai, gibi Ortaçağ yazarların tümü Halid Bin Velid’in evlatlarından bahseder ve soyunun devam ettiğini kabul ederler. 
KELHOR AŞİRETİ : Kelhor veya Gelor olarak bilinen ve Kürtçenin değişik bir lehçesini kullanan geniş bir abrdır (aşiret federasyonu). Günümüzde ekseriyetle Irak’taki Süleymaniye Kerkük, Diyali Mandeli civarında yaşamaktadırlar. Asıl vatanları Eyvan’dır. Bazı kabileleri İran sınırları içindedir. Şerefname bu aşiretin kabilelerine Goran ismi vermektedir. Fakat İslam alimleri bu aşiretin neslinin Kurduz Bin Küy’a dayandığını ve bunların Keyyani olduğunu söylerler.(269) Günümüzde bu aşiretin bir kabilesi Mıllan 
  1. aşiretine bağlı asli kabilelerden biri olarak kabul edilmektedir. Türkiye’deki kısmı Köranlar olarak bilinir. Yukarıda bahsi geçmişti.
  2.          Batılılarca Nabukadnazar olarak bilinen Buxtunasır’ın bu aşiretten olduğu kabul edliliyor. Irak Kelhor aşireti kendi arasında üç kısma ayrılmaktadır. Deritenk, Mahideyşt, Pelingan. Irak Göranları içlerinde birçok aşiret barındırırlar. Bunların isimle şöyle :
  3. 1- Mansori: Bunlar Eyvan civarında otururlar.  Colık, Bansiri, Kavsavar, Helşi, Nergisi, Sertengi, Zerneyi, Kotekti isimli kabilelere ayrılırlar.
  4. 2-Kelhorha: Bunlar Eyvan civarında Cerdavul’da otururlar.  Golesınd ve Selim isimli iki kabileleri mevcuttur. 
  5. 3- Şehbazi: Kermanşah civarında oturmaktadırlar. Kabileleri şöyledir. Karbendi, Seyahbidi, Şiyani, Bedağbeği, Şele, Gebnekşeri, Nevveri, Cifakebudi, Velo, Herka, Devletşoni, Biyani, Bakırabadi, Cıvelek, basıkli, Xaldi.
  6. 4- Govar: Kallaca Dağının doğusunda otururlar. Bu aşirete bağlı kabileler: Menişi, Şehrek, Geylani, Celeyi, Kemreyi, Şahini. 
  7. 5- Şohan: Irak’ta muhtelif yerlere dağılmış vazıyette yaşamaktadırlar. Esas vatanları Şahini kalesidir. Kabilelerine gelince: Meleseri, Keleba, Kocama, Seyaseya, Gele- coyi, isimli kabilelere ayrılırlar. Geneli Revan şehrinde yaşamaktadır. Dervike, Bedreyi, Harunabadi, Berfabadi, Gorgeyi. Bu kabileleride Akra’da oturmaktadırlar.  Kelhorlar yani Koranlar Kürtlerin asli aşiretlerindendirler.(270)  Asıl memleketleri Eyvan ve Kirmanşah’tan İran ve Irak’ın çeşitli şehirlerine dağılmışlardır.  Kerim Han döneminde Kelhorlar Mansur Bey’in başkanlığında yüksek mevkilere gelmişlerdi. Hatta Kerim Han, Köranlardan şir Hanın bacısı Şah Besend ile evli idi. İbni Xardazibe Miladi 912 yılında Köranların Şiraz yakınlarında yaşadığını ve topraklarının genişliğinin 27 fersah (156 km) olduğunu söyler
  8.                                                      

 


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam6
Toplam Ziyaret117187
Hava Durumu
Anlık
Yarın
24° 33° 20°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.64514.6637
Euro5.45835.4802
Site Haritası
Badıllı Gençlik Platformu